Kayıp Kişiden Kalan Taşınmaz ve Bekletici Mesele – El Atmanın Önlenmesi Davası

Hazine tarafından, çekişmeli yerin kayıp kişiden intikal eden ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla açılan bir el atmanın önlenmesi ve tescil davasında, davalı gerçek kişinin ekleme zilyetliğe ve kazandırıcı zaman aşımına dayanması halinde; mahkemece davalıya Medeni Kanun’un 713. maddesi uyarınca dava açabilme olanağı sağlanmalı, açıldığı takdirde eldeki dava yönünden bekletici mesele sayılmalı ve tescil davasının kesinleşecek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. (YİBK. 4.12.1998 tarih ve 1996/4 E., 1998/3 K. s.)

Davacılar tarafından, davalı aleyhine açılan davada, Mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı Hazine, davaya konu taşınmazın kaçak ve kayıp kişilerden (mütegayip eşhastan) kalan devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek davalının el atmasının önlenmesini ve Hazine adına tescilini istemiştir. Davalı, çekişmeli taşınmazı zilyetlik devir senedi ile 1992 tarihinde Mehmet mirasçılarından satın aldığını, bayilerinin zilyetliği ile birlikte 50 yıldır kişilerin zilyetliğinde bulunduğunu savunmuştur.

Mahkemece …dava konusu taşınmazın kayıp kişiden Hazineye kaldığı iddiasının ispatlanamadığı, taşınmazın uzun yıllardır Tokerlerin malı olduğu, daha sonra davalının satın aldığı ve kullandığı… olgusu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Bilindiği üzere, 4.12.1998 tarih 1996/4 esas, 1998/3 karar sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesine göre verilen tescil kararları yapıcı-kurucu-yenilik doğurucu nitelikli kararlardır. Tescil ilamından önce mülkiyetin kazanıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.

Hal böyle olunca, herhangi bir mağduriyete sebebiyet verilmemesi ve uyuşmazlığın askıda bırakılmaması için davalıya Medeni Kanun’un 713. maddesi uyarınca dava açabilme olanağının (önel verilerek) sağlanması, açıldığı takdirde eldeki dava bakımından bekletici sorun yapılması ve o davada verilip kesinleşecek ilamın değerlendirilmesi suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddedilmesi doğru değildir. BOZULMASINA, (Y.1.HD. 22.05.2000 T. 6464 E. 6530 K.)

Medeni Kanun Madde 713

Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.

Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…)(1) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. (1)

Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır.

Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur.

Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.

Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler.

Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir.

Nizam TUTUCU
Emlak Danışmanı

Bir Yorum Gönder