Tespit Harici Kalmış Taşınmazın Tescilinin İstenmesi – Tescil Davası

Tespit Harici Kalmış Taşınmazın Tescilinin İstenmesi - Tescil Davası1- Tespit harici taşınmazın tescili istemlerinde, Kadastro Müdürlüğünden tespit dışı kalma tarihi, nedeni, tespit anındaki durumunun sorulması, gerekiyorsa paftasının incelenmesi,

2- Keşifte taşınmaz değişik nitelikte bölümler içeriyorsa bunların krokisinde gösterilmesi, niteliklerinin açıklanması, öncesinin ne olduğunun belirlenmesi gerekir.

3- Tespit dışı kalan taşınmazda daha sonra imar uygulaması sonucu kayıt oluşması halinde dava kayıt malikine yöneltilmelidir. (3402 sayılı Kadastro Kanunu madde 14, 17)

M. ile Hazine ve Kepez Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne dair (Antalya Birinci Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 4.5.1999 gün ve 39/501 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı ile duruşmasız olarak incelenmesi ise; Hazine ve Belediye Başkanlığı vekilleri taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşıldıktan ve temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı, tescil harici kalan bir kıta yerde satın alma ve zilyetlik nedeni ile tescil talebinde bulunmuş, Hazine ve Belediye davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine, hükmün redde ilişkin bölümü davacı ve kabule ilişkin bölümü ise Hazine ve Belediye tarafından temyiz edilmiştir.

Çekişmeli taşınmazın tapulama tespitlerinde tescil harici kaldığı belirtildiği halde mahkemece bu husus yeterince araştırılmamıştır. Kadastro Müdürlüğüne yazı yazılarak çekişmeli taşınmazın hangi tarihte yapılan tapulama tespitlerinde ne sebeple tespit dışı bırakıldığı ve o tarihteki niteliğinin ne olduğunun sorulması ve gerekirse paftasının getirilerek üzerinde ne yazdığının araştırılması gerekir. Bundan ayrı taşınmaz hakkında ziraat yüksek mühendisi A. tarafından düzenlenen 30.4.1998 tarihli rapora göre, taşınmazın büyük bölümü taşlık olup bu taşların öbekler halinde toplandığı ve altından Akdeniz toprağının çıktığı, yine taşınmazın bazı kesimlerinde 45 yaşlarını bulan zeytinlerin bulunduğu ve zeytin alanları dışında bulunan arazide 10-15 yıldır tarımsal faaliyette bulunulduğu belirtilmiştir. Ancak fen ehlince hazırlanan krokide bu ayrı nitelikteki taşınmaz bölümleri gösterilmemiş ve miktarları açıklanmamıştır. O halde tekrar taşınmaz başında keşif yapılarak taşınmazın hangi bölümünün ne niteliğe sahip olduğu, öncesinin ne olduğu ve imar ihyaya konu olduğunun anlaşılması halinde bu işlemin ne zaman bitirildiği ve hangi tarihten beri ne şekilde bir tarımsal faaliyet gösterildiği hususları mahalli bilirkişi ve tanıklardan sorularak belirlenmeli ve bu bölümler fen ehlince çizilecek krokide miktarları da belirtilerek gösterilmeli ve bu bölümlerin zilyetlik ile iktisaba uygun bulunup bulunmadığı yolunda aynı ziraatçı bilirkişiden rapor alınmalıdır. Ayrıca zeytinlik olduğu belirtilen alanlarda zeytinlerin aşı yaşları ile keşif tarihindeki yaşlarının ne olduğu ve hangi sıklıkta bulundukları hususları üzerinde de durulmalı ve aşılama söz konusu ise mevcut miktar ve sıklık ile gelişme durumları göz önüne alınarak bunun yasanın anladığı anlamda bir imar ihya olup olmadığı belirlenmelidir. Ziraatçı bilirkişi zeytin alanları dışındaki yerlerde 10-15 yıldır tarımsal faaliyet yapıldığını bildirmiş ise de bunun hangi gerekçeye dayandığı belirtilmemiştir. Bu husustaki bulguların da açıklanarak ne zamandır ve ne türde bir zirai faaliyet sürdürüldüğü belirlenmelidir.

Ayrıca davacı bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesindeki miktar sınırlandırmaları nedeniyle, zilyetlikten edindiği taşınmazların bulunup bulunmadığı Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlükleri ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden soruşturulmalı ve bulunduğu takdirde tutanaklarının getirtilerek miktar hesabında göz önüne alınması ve taşınmazların devletçe sulanan arazilerden olup olmadığı hususlarının da araştırılması gerekir.

Kabule göre de çekişmeli taşınmaz bölümleri imar uygulaması sonucu oluştuklarına göre krokide gösterildiği şekilde ifrazın mümkün olup olmadığı üzerinde de durulmalıdır. Hükmün BOZULMASINA, (YHGK. 21.12.1999 T. 8411 E. 10671 K.)

Nizam TUTUCU
Emlak Danışmanı

Bir Yorum Gönder