Aldatmaya Yönelik Sözleşmelerin Yorumu – Muvazaa Davası

Aldatmaya Yönelik Sözleşmelerin Yorumu - Muvazaa DavasıDavacı, miras bırakan tarafından yapılan gayrimenkul satışlarının bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürmüş, tapu kayıtlarının iptalini ve veraset ilamı uyarınca tescilini istemiştir. Davalılar olayda muvazaa bulunmadığını savunmuşlardır.

Davanın kabulüne ilişkin hüküm, özel dairece, miras bırakanın hibe kastını gizlemek için temlikli satış olarak gösterdiği anlaşılmış ise de adı geçenin tasarruf nisabına giren terekesini dilediği şekilde temlikte serbest bulunduğu gözönüne alınmadan tenkis hükümleri dairesinde çözülmesi gereken davanın iptal niteliğinde kabulüyle miras payları oranında tesciline karar verilmesinin isabetsiz olduğu noktasından bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine direnme kararı davacılara temyiz edilmiştir.

Dava, saklı pay kurallarına değil, muvazaa nedenine dayanmış bulunmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 18.  maddesi (Türk Borçlar Kanunu madde 19) gereğince akitlerin yorumlanmasında tarafların gizledikleri ve görünüşte başka bir akit yapmak istiyorlarmış gibi irade bildiriminde bulundukları anlaşıldığı takdirde görünüşte akit değil, onun altında saklanan gerçek akit geçerli sayılır. Ancak yasaca belli bir şekle uyularak yapılması zorunlu kılınan akitleri meydana getiren irade bildirimlerinin işbu şekle uygun olarak açıklanması gerekir. Olayda söz konusu akitler nedeniyle miras bırakanın herhangi bir bedel almadığı, gerçek sözleşmenin gayrimenkul bağışı niteliğinde olduğu halde resmi memur önünde bu durum saklanarak işlemin satış şeklinde meydana getirildiği sabit olmuştur. 7.10.1953 tarih ve 7/8 sayılı içtihadı birleştirme kararında açıklandığı üzere sözü geçen satış sözleşmesi, muvazaa nedeniyle geçersizdir. Ancak onun yerine bağışlama sözleşmesi geçerli olmaz. Çünkü yetkili memur önünde bağışlama hakkında iradeler birleşmemiştir. Miras bırakanın tasarruf nisabına giren terekesini temlikte serbest bulunması geçerli işlemler hakkında söz konusu tasarrufların tamamen iptali istenebilir. Davada tamamen iptal istenmeyip de tenkis isteminde bulunmuş olsa idi mahkeme isteğe bağlı kalarak tenkis hükümlerini uygulayabilirdi. Davacılar dava konusu tasarrufların tenkisini değil, tamamen geçersiz olduğundan söz ederek iptallerini istemişlerdir. Yukarıda açıklandığı üzere bu iddiaları da sabit olmasına göre mahkemece tapu kayıtlarının iptaliyle miras payları oranında tescillerine karar verilmesi isabetlidir.

Hukuk Genel Kurulunun kökleşen içtihatlarında da aynı görüş benimsenmiştir. O halde temyiz itirazlarının reddiyle direnme kararının onanması gerekir. Temyiz itirazlarının reddine, usule ve yasaya uygun olan direnme kararının ONANMASINA, (YHGK. 13.05.1970 T. 968/2-655 E. 262 K.)

Sözleşmelerin yorumlanmasında tarafların gerçek ve müşterek maksatlarını araştırmak gerekir. Tarafların gerçek sözleşmeyi gizledikleri ve görünürdeki başka bir sözleşme yapmak istiyorlarmış gibi iradelerini beyan ettikleri anlaşılırsa, görünüşteki sözleşme değil, onun altında saklanan gerçek sözleşme geçerli sayılır. Fakat kanunun belirli bir şekle uyarak yapılmasını şart koştuğu sözleşmeleri meydana getiren irade beyanları bu şekle uygun olarak açıklanmazsa saklı olan ikinci sözleşme de geçerli olmaz. (818 sayılı Borçlar Kanunu madde 18) (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 19) (7.10.1953 tarih ve 7/8 s. İBK)

Nizam TUTUCU
Emlak Danışmanı

Bir Yorum Gönder