Geri Alma Hakkını Engellemek için Hile Yapılması – İptal ve Tescil Davası

Geri Alma Hakkını Engellemek için Hile Yapılması - İptal ve Tescil DavasıVefa sözleşmesi, bir kimseye sattığı bir şeyi bedeli karşılığında ve tek taraflı irade ile geri satın alma hakkını verir. Anılan bu hak, kurucu nitelikte, yenilik doğurucu haklardandır. (Medeni Kanun madde 736)

Taraflar arasındaki davada, davacı, ortak miras bırakanın, dava konusu 12 parsel sayılı taşınmazını borcundan dolayı üçüncü şahsa vefa şartı ile temlik ettiğini, miras bırakan borcunu ödediği halde tapu şeklen Y. üzerinde kaldığını, bu arada davalının kayıt maliki ile anlaşarak, 400.000 liraya taşınmazı satın aldığını ileri sürerek, muvazaa nedeni ile tapunun iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkeme, muvazaa iddiasının kanıtlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar vermiştir. Karar süresi içinde taraflarca temyiz edilmekle, dosya tetkik edildi, gereği konuşulup, düşünüldü:

Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, davacının temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.

Davalının temyizine gelince; tarafların ortak miras bırakanı babaları Ş., dava konusu 95 ada 12 parsel sayılı taşınmazını, 18.11.1967 tarihinde, 81 bin lira bedel karşılığı vefa hakkı ile davanın bayii Y.Ş.’ye temlik etmiştir. Satışa ilişkin akit tablosunda, satış bedeli 81.000 liranın, 1.11.1968 tarihinde satıcı tarafından alıcıya ödendiği takdirde, satıcının taşınmazı geri alabileceği, alıcının da geri verme zorunluluğu olduğu kararlaştırılmış ve bu husus sicilin şerhler hanesine kaydedilmiştir. Muris Ş., 1978 yılında vefat etmiştir. Sonradan Y., 22.1.1980 tarihinde taşınmazı 400.000 lira bedelle, davalıya satış yolu ile devir ve temlik etmiştir. Bilindiği üzere vefa, kadim bir kimseye, sattığı bir şeyi bedeli karşılığında ve tek taraflı irade ile geri satın almak imkanını verir. Bu hak, kurucu nitelikte yenilik doğurucu bir haktır. Hakkın sahibi olan muris Ş. sağlığında ve süresi içinde bu hakkını kullanmamıştır. Davacı, miras bırakanı babası Ş.’nin satış bedeli 81.000 lirayı sağlığında ödediğini, davalı ile bayii arasındaki satışın, kendisinden mal kaçırmak amacına yönelik olup, muvazaalı olduğunu ileri sürerek, iş bu davayı açmıştır. Olayda davacı, satış bedeli 81.000 liranın muris tarafından ilk alıcı Y.’ye ödendiğini ispat edemediği gibi, Y. ile davalı arasındaki satışın da muvazaa ile illetli olduğunu ispat etmiş değildir. Ayrıca, davalının satış bedeli 81.000 liranın murisi tarafından adı geçen Y.’ye ödendiğini bildiği halde, taşınmazı iktisap ettiği hususu da kanıtlanmamıştır. Davalı ile bayii arasındaki satışta, satış bedelinin gerçek değerinden düşük gösterilmesi, davalı ile bayii arasındaki satışın muvazaa ile illetli olduğunun kanıtı sayılamaz. Gerek bu yönler itibari ile gerekse vefa hakkını düzenleyen, Medeni Kanun’un 736. maddesinin son fıkrası hükmü göz önünde tutularak, davanın reddi gerektiği düşünülmeden, yazılı olduğu üzere kabulüne karar verilmesinde isabet yoktur. Davalının, yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (Y.1.HD. 09.06.1982 T. 6581 E. 7580 K.)

Nizam TUTUCU
Emlak Danışmanı

Bir Yorum Gönder