Bütünleyici Parça Tapuya Şerh Edilir mi? – Tescil Davası

Bütünleyici Parça Tapuya Şerh Edilir mi - Tescil Davası1- Murise ait taşınmaz üzerindeki bina, taşınmazın bütünleyici parçası olup zemin sahiplerine aittir. Taşınmaz mülkiyeti bütünleyici parçaları da kapsar.

2- Medeni Kanun’un 1009. maddesinde ve diğer maddelerde, bütünleyici parçanın tapuya şerh edileceğine dair bir madde bulunmamaktadır. Davacı, bu yolda tespit isteyemez ise de muris adına kayıtlı taşınmaz üzerinde murisin muvafakati ile bina yapılmış ise, bu davayı açmakta hukuki yararı vardır.

Y.B. ile B.B. ve müşterekleri aralarındaki tespit davasının kabulüne dair Çaycuma Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.11.2000 gün ve 301- 413 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı B.B. ve F.H. vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, 3714 parsel üzerinde bulunan binanın ikinci katının vekil edeni tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Yargılama oturumuna katılan bir kısım davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

Mahkemece isteğin kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı B.B. ve F.H. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde tespite konu taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş ise de, yargılamanın devamı sırasında iddiasını tespit şeklinde düzeltmiştir. 3714 parsel tarafların ortak miras bırakanları R.A. ve davalı B.B. adına tapuya tescili bulunan bir yerdir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Medeni Kanun’un 684. maddesi hükmüne göre taşınmaz üzerinde yer alan bina o taşınmazın bütünleyici parçası olup zemin kime ait ise bütünleyici parça da ona aittir. Başka bir anlatımla, taşınmaz üzerinde oluşan mülkiyet hakkı, bütünleyici parçaları da kapsar. Diğer yönden davanın açıldığı ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Medeni Kanun’un 1009. maddesinde tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh edilecek haklar sınırlı olarak sayılmış olup, bunlar arasında bütünleyici parçaya yer verilmemiştir. Bu hükümler karşısında davacının dava hakkının bulunmadığı akla gelebilir. Kural olarak eda davası açılması olanaklı olan durumlarda, tespit davası dinlenemez. Somut olayda davacı, ortak miras bırakan R.A. adına kayıtlı bulunan parsel üzerinde kayıt malikinin noterce düzenlenen belgede yer alan muvafakatine dayanarak bina yaptığını ileri sürmüş bulunduğuna ve bu yön toplanan deliller ile doğrulanmış bulunduğuna göre bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemece bu gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, (Y. 8.HD. 28.11.2002 T. 7820 E. 8864 K.)

Nizam TUTUCU
Emlak Danışmanı

Bir Yorum Gönder