Mülkiyete İlişkin İlamda Hak Düşürücü Süre – Tescil Davası

Mülkiyete İlişkin İlamda Hak Düşürücü Süre - Tescil Davası1- Medeni Kanun 712, 713/2 ‘deki ayrık haller hariç olmak üzere kazandırıcı zaman aşımının işlemesini sadece tapu sicili engeller.

2- Mülkiyete ilişkin kesin ilam infaz edilmedikçe zaman aşımının işlemesini engellemez.

3- Mahkeme ilamları resmilik niteliğini taşısa da aleniyet ilkesinden yararlanamaz. Bu tür ilamların aleniyeti tarafları ile sınırlıdır.

4- Mülkiyete ilişkin ilamlarda hak düşürücü süre (ıskatı müruruzaman) işlemez.

5- İyi niyet kazandırıcı zaman aşımı oluşturan unsurlardan değildir.

Taraflar arasındaki tapulama tespitinden doğan dava sonunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin kanuni süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki kağıtlar okundu, iş incelendi, gereği görüşüldü:

Tapulama sırasında yüzölçümleri yüzer dönümden az olan 1458, 1459, 1460 parsel sayılı taşınmazların tutanakları malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Daha önce davacı Fatma ve paydaşları tarafından davalılar Şerife ve paydaşları aleyhlerine açılmış olan müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil davası ile Şerife ve paydaşları tarafından Fatma ve paydaşları ile Hazine ve köy tüzel kişiliği aleyhine açılmış olan tapu kaydının iptali ve tescil davası tapulama mahkemesine devir edilmiştir. Mahkemece tapu kaydının iptali ve tescil davasının reddine, taşınmazların payları oranında Fatma ve paydaşları adına tesciline, Şerife ve paydaşlarının müdahalesinin önlenmesine, ecrimisil davası yönünden görevsizliğe, dosyanın görevli Sultandağı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, Şerife paydaşlarınca temyiz edilmiştir.

Çekişmeli taşınmazların Fatma ve paydaşlarının dayandığı 1938 günlü müdahalenin önlenmesi ve tapuya tescil hükmünün ve o hükme dayanan 17.9.1971 günlü tapu kaydının kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama ile saptanmış olmakla beraber bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözü edilen 1938 günlü ilamın tarafları görülmekte olan davanın tarafları kısmen halefiyet yolu ile aynı olup, olayda (davada taraf birliği) bulunmaktadır. Hal böyle olmakla beraber gerek ilama dayanan tarafın kısmen ikrarları ve gerekse mahkemece toplanan deliller ile 1938 gününden ilama dayanan tapu kaydının meydana getirildiği 1971 gününe kadar Fatma ve paydaşlarının parseller üzerinde zilyet olmadığı, parsellerin müdahalenin önlenmesi davasının davalıları olan Şerife ve paydaşları elinde bulunduğu saptanmıştır. Bu yönler mahkemece de kabul edilmiştir. Gerçekten mülkiyete ilişkin bulunan ilamlarda hak düşürücü süre işlemez ise de; ortada kesin hüküm dahi bulunsa o kesin hüküm infaz edilmedikçe kazandırıcı zaman aşımının işlemesine engel olamaz. İktisap, zaman aşımının işlemesini sadece tapu sicili engeller. Mahkeme ilamları resmilik niteliğini taşısa bile aleniyet ilkesinden yararlanamaz. Ve dolayısıyla kazandırıcı zaman aşımının işlemesini önleyemez. Bu tür ilamların aleniyeti tarafları ile sınırlıdır. Aleniyet ilkesinden tam olarak tapu sicili yararlanır. Olayda kesin hükmün meydana geldiği tarihten itibaren ilam infaz edilmemiş ve iktisap zaman aşımı kesilmemiştir. Ayrıca iyi niyet, kazandırıcı zaman aşımını oluşturan unsurlardan değildir. Bu durumda tapu kaydının meydana getirildiği 1971 gününe kadar ise Tapulama Kanunu’nun 33. maddesindeki koşullar zilyetler yararına gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerekir.

Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz, temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (Y.7.HD. 22.10.1981 T. 3730 E. 10903 K.)

Nizam TUTUCU
Emlak Danışmanı

Bir Yorum Gönder