Tedavi için Gayrimenkulün Bağışlanması – Muvazaalı İşlem Davası

Tedavi için Gayrimenkulün Bağışlanması - Muvazaalı İşlem DavasıTaraflar arasındaki davada, davacılar, mirasta mal kaçırmak amacıyla davalı adına tesis olunan 400 ada, 2 parseldeki kaydın iptalini adlarına tescilini istemişlerdir. Davalı, iddiaların doğru olmadığını söylemiştir.

Kaydın iptaline, davacılar adına tesciline ilişkin verilen kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekilleri tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Dava, muvazaa hukuksal nedenine dayanan iptal isteğine ilişkindir. Davacılar miras bırakanı dava konusu taşınmazını önce kardeşi davalıya 9.5.1975 tarihinde noter senedi ile haricen satıp zilyetliğini devretmiş, sonra da 19.7.1979 tarihinde vekil aracılığı ile tapuda temlik etmiştir. Miras bırakanın kızları olan davacılar murisin kardeşi, davalıya yaptığı bu temlikin gerçek satış olmayıp bağış olduğu ve muvazaalı bulunduğu iddiası ile işbu iptal davasını açmışlardır. Murisin gerek harici satış ve gerekse tapuda yapılan temlik tarihinde gırtlak kanserinden rahatsız olduğu ve bu hastalıktan ötürü ameliyat olup uzun süre tedavi gördüğü ve bilahare temlik tarihinden kısa bir süre sonra da vefat ettiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Gerçi dava konusu taşınmazın gerçek değeri ile satış değeri arasında açık bir farkın mevcudiyeti saptanmış ise de dinlenilen tanık sözlerinin değerlendirilmesinden temlikin gerçek satış olmayıp bağış olduğunu temlikte satışın değil bağışın üstün tutulduğu ve murisin davacı kızlarından mal kaçırma amacı ile hareket ettiği kanısına varmak olanaksızdır.

Esasen kanser gibi öldürücü bir hastalıktan muzdarip olan murisin hastalığından ötürü gördüğü tedavi nedeni ile başkaca bir geliri ve mal varlığı olmamasından dolayı davaya konu edilen taşınmazını satmak suretiyle tedavi masraflarını karşılamak isteği içinde olduğunun kabulü, olayların akışına ve yaşamın gerçeklerine uygun bir davranış biçimi olmak gerekir. Nitekim dinlenilen davacı tanıkları, yukarıda belirtildiği gibi murisin kızları davacılardan mal kaçırmak amacı ile hareket ettiği yolunda kesin bir beyanda da bulunmuş değillerdir. Bu durumda olayda kabulü mümkün değildir. Mahkemece mevcut delillerin bu yönden değerlendirilerek davanın reddi gerekli iken kabul edilmesinde isabet görülmemiştir. Temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (Y.1.HD. 22.12.1981 T. 13591 E. 14700 K.)

Miras bırakan, tapu dışı satış ve tapuda yapılan temlik tarihinde kanserden rahatsız ve ameliyat olup uzun süre tedavi görmüş temlikten kısa bir süre sonra da ölmüştür. Taşınmazın gerçek değeri ile satış değeri arasında açık fark varsa da dinlenen tanık sözlerinden, miras bırakanın çocuklarından mal kaçırmak amacıyla hareket ettiği, temlikin gerçek satış olmayıp bağış olduğu kanısına varmak olanaksızdır. Kanser gibi bir hastalığa tutulan miras bırakanın, başkaca gelir ve mal varlığı olmadığından çekişmeli taşınmazı satıp tedavi giderlerini karşılamayı isteyeceğini kabul, olayların akışına ve yaşam gerçeklerine uygundur. (818 sayılı Borçlar Kanunu madde 18) (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 19)

Nizam TUTUCU
Emlak Danışmanı

Bir Yorum Gönder