Tescilin İyi Niyetli Üçüncü Kişilere Karşı Hükmü – Tescil Davası

Tescilin İyi Niyetli Üçüncü Kişilere Karşı Hükmü – Tescil DavasıDavacının, davalının taraf olmadığı iptal davasında, çekişmeli taşınmazın ifraz edildiği ana parselin, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan, tescile ve özel mülkiyete konu olamayan yerlerden olduğu jeolojik inceleme ile anlaşılmakla bu yön davalı için kesin kanıttır ve davalı, Medeni Kanun madde 1023 ‘ten yararlanamaz.

Davacı, davalı adına tapuda kayıtlı 177 parsel sayılı taşınmazın, Devletin hüküm ve tasarrufu altında tespit bırakılması gereken arazi vasfında iken, yalnız tespite ve ifrazen satış sonucu davalı adına tescil edildiğinden bahisle, tapu kaydının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, dava konusu taşınmazı, iyi niyetle tapulamadan sonra satın almakla iktisap etmiş olduğunu savunmuştur. Mahkeme, davanın, ispat edilmemesi nedeniyle reddine karar vermiştir. Bu karar süresi içinde, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenip gereği düşünüldü:

Dava konusu parsele ait kayıt, tapulamaca 3 parsel numarasıyla tespit gören taşınmazdan, ifraz suretiyle tesis edilmiştir. Davalı, çekişmeli parselleri ifrazdan sonra kayıtlara göre iktisapta bulunduğundan, Medeni Kanun’un 1023. maddesinin koruyuculuğu altında olduğunu savunmuştur.

Davacı Hazine, tapulamaca tespit edilen 3 nolu ana parselin, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve özel mülkiyete konu teşkil etmeyen yerlerden olduğundan bahisle, önce açtığı iptal davasının kabul edildiğini ileri sürüp, bu davada delil olarak sözü edilen iptal davası ile ilgili dosyaya ve o dosya içindeki jeolojik incelemeyi içeren bilirkişi raporuna dayandığını bildirmiştir.

Davalı, önceki iptal davasında taraf olmadığından, iptal davası sonucunda verilen hüküm, davalı yönünden kesin hüküm sayılmaz ise de; gerçekten iptal davasında yapılan jeolojik incelemede, dava konusu parselin ifraz edildiği, 3 nolu ana parselin tümünün Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan; tescile ve özel mülkiyete konu teşkil etmeyen yerlerden olduğunun saptanmış olması halinde, bu durumun davalı yönünden kesin delil sayılması gerekeceğinden kuşku yoktur. Hal böyle olunca, davalının 1023. maddeden yararlanması da düşünülemez.

O halde, iptal davasına ait, 972/57 esas sayılı dosyanın getirtilip, incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi zorunlu iken yazılı olduğu üzere hüküm verilmesi isabetsizdir. Temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, (Y.1.HD. 19.10.1979 T. 12298 E. 1 1756 K.)

Nizam TUTUCU
Emlak Danışmanı

Bir Yorum Gönder